Türkiye, coğrafi konumuı gereği dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer alıyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ve Doğu Anadolu Fay Hattı(DAF), ülkemizin büyük bölümünü etkileyecek potansiyele sahip. Bu nedenle “deprem” bizim için bir ihtimal değil, kaçınılmaz bir gerçek.
Ülkemizin Deprem Gerçeği
Ülkemizin neredeyse %92’si deprem tehlikesi altında yaşıyor. Son yüzyılda meydana gelen büyük depremler, hem can kayıplarına hem de büyük ekonomik zararlara neden oldu. 1999 Marmara Depremi, 2020 Elazığ Depremi ve 2023 Kahramanmaraş Depremleri, binlerce insanımızı yitirmemize sebep oldu. Deprem sonrası şehirlerimizin yeniden inşası yıllar aldı, ekonomik kayıplar ülke kalkınmasını doğrudan etkiledi.
Ne yazık ki her büyük depremden sonra benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz: İlk günlerde gündemimizin merkezinde yer alan deprem gerçeği, zamanla unutuluyor. Ancak deprem unutmuyor; bilim insanları, Türkiye’nin farklı bölgelerinde büyük depremlerin kaçınılmaz olduğunu her fırsatta hatırlatıyor.
Bursa’nın Depremselliği
Bursa da deprem gerçeği ile yüz yüze olan illerimizin başında geliyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güney kolları, Bursa ve çevresinde ciddi bir deprem riski oluşturuyor.
Tarih bize bu gerçeği defalarca gösterdi:
1855 yılında gerçekleşen Bursa Depremi, şehrin büyük bölümünü yıkmış, yaklaşık 7 bin can kaybına ve 10 bine yakın yaralanmaya neden olmuştur. Bu deprem Bursa’nın tarihinde derin izler bırakmıştır. Daha küçük ölçekli sarsıntılar ise bize fayların her daim canlı olduğunu ve tehlikenin güncelliğini koruduğunu göstermektedir.
Bugün yapılan bilimsel çalışmalar, Bursa’daki aktif fay hatlarını ve etkiledikleri bölgeleri net şekilde ortaya koymaktadır:
- Bursa Fayı: Kent meydanı, Atatürk Stadyumu, Altıparmak ve kent merkezini etkiliyor.
- Gemlik Fayı: Gemlik’in tamamını ve bağlı bölgeleri etkiliyor.
- Zeytinbağı–Mudanya Fayı: Mudanya, Tirilye ve civarını etkiliyor.
- Çalı Fayı: İhsaniye, Beşevler, Ataevler, Üçevler, Demirci ve civarını etkiliyor.
- Uluabat Fayı: Uluabat Gölü ve çevresini etkiliyor.
- Orhaneli Fayı: Orhaneli ilçesi ve dağ ilçelerinin bir kısmını etkiliyor.
- Barakfakih Fayı: Barakfakih, Kestel ve Gürsu civarını etkiliyor.
Bu tablo, tehlikenin sadece “bir ihtimal” olmadığını, aslında her birimizin yaşadığı bölgede gözle görülür şekilde var olduğunu ortaya koyuyor.
Deprem Bir Doğal Afet Değil, Doğa Olayıdır
Deprem tabiat yasalarının doğal işleyişinin bir sonucudur. Bu nedenle depremi engellememiz mümkün değildir. Yalnızca depremin “afet” haline gelmesini engelleyebiliriz. Çünkü bir doğa olayını bizim için bir afete çeviren bizim depreme dayanıklı olmayan binalarımız ve şehirlerimizdir.
Bilimsel veriler ışığında planlanan şehirler, sağlam yapılaşma, denetimden taviz vermemek ve kentsel dönüşümü hızlandırmak, depremleri afete dönüşmeden atlatmamızı sağlayabilir.
Unutmamalıyız ki deprem değil, depreme dirençsiz çürük yapılar can kayıplarına yol açar.
Bilim İnsanlarının Uyarıları
Deprem uzmanları uzun yıllardır Bursa’yı uyarıyor. Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi’nde büyük bir depremin kaçınılmaz olduğunu ve Bursa’nın bu riskten muaf olmadığını sık sık vurguluyor. Uzmanlara göre Bursa’da olası bir büyük deprem için yapılması gereken en önemli adımlar; kentsel dönüşümün hızlandırılması, mevcut yapı stokunun yenilenmesi ve afet planlarının uygulamaya geçirilmesidir.
İMSİAD’ın Bakış Açısı
İMSİAD olarak bizler, inşaat sektörünün temsilcileri ve şehrimizin sorumluluk sahibi paydaşlarıyız. Bursa’nın deprem gerçeğini görmezden gelmeden, güvenli ve yaşanabilir şehirler inşa etmek en büyük görevimizdir. Kentsel dönüşümün hızlandırılması, mühendislik ve mimarlık standartlarına uygun projelerin desteklenmesi, toplumda farkındalığın artırılması ve geleceğe güvenle bakabilmek için hep birlikte çalışmalıyız.
Deprem gerçeğini unutmadan, hazırlıklı bir Bursa ve hazırlıklı bir Türkiye için sorumluluk almalı ve vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz.




